
Şanlıurfa’daki Urfa Kalesi’nde yürütülen kazı çalışmalarında, üzerinde bitki ve hayvan figürleri ile geometrik motiflerin yer aldığı ve Grekçe bir yazıta sahip olduğu belirlenen bir taban mozaiği gün ışığına çıkarıldı. Kazı başkanı Gülriz Kozbe’nin açıkladığına göre, eser MS 460–495 yılları arasına tarihleniyor ve yaklaşık 1 500 yıllık bir geçmişe işaret ediyor.
Kazı çalışmaları, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında yürütülüyor. Bu yılın yaklaşık altı aylık dönemi boyunca yoğunlaşan kazı alanı, balıklıgöl yerleşkesinin güneyinde yer alan kalenin etekleri. Kozbe, “Yürütülen kazıların bu yılki son döneminde bu taban mozaiğini gün yüzüne çıkardık” diyerek bulgunun önemini vurguladı.
Mozaiğin teknik özellikleri şöyle: Siyah, kırmızı ve beyaz küçük mozaik taşlarının düzeniyle yapılan zemin; bitkisel motifler, hayvan figürleri ve geometrik unsurları barındırıyor. Kozbe ayrıca, mozaiğin dört köşesinde — kozmik anlam taşıdığı değerlendirilen — hava, su, toprak ve ateşi simgeleyen madalyon benzeri motifler olduğunu ifade etti.
Yazıtta geçen bilgilere göre; “Kont Anaskas ve ailesini korumak adına” ifadesinden hareketle, dönemin yüksek mevki sahibi bir şahsının ve onun ailesinin bu mekanla ilişkili olduğu anlaşılıyor. Yazıt ayrıca, “Başpiskopos Küros”, “Başrahip Elyas/İlyas” ve “Diakos Rabulus” gibi unvanları içeriyor. Bu unvanlar ve isimler değerlendirildiğinde, mozaiğin MS 460–495 dönemine ait olduğu tespit edilmiş durumda.
Kazı alanında ayrıca, mozaiğin bulunduğu mekanın bir kilise, şapel ya da “martyrium” (şehitlik anıtı) olma ihtimali üzerinde duruluyor. Bu tahmin, zeminde görülen dini işaretler ve mezar yapılarına ait izlerle destekleniyor. Ekip, alanda en az üç mezar keşfettiğini belirtti.
Şanlıurfa Valisi Hasan Şıldak, kazıların şehrin kadim tarihini gün yüzüne çıkarması açısından çok önemli olduğunu söyledi. Vali Şıldak, 2023 depreminin ardından kalede oluşan bazı hasarlar nedeniyle restorasyon ve çevre düzenleme çalışmalarının da sürdüğünü belirtti. Kalenin 2026 sonlarına kadar ziyarete açılması hedefleniyor.
Elde edilen bu bulgunun önemi şu açılardan öne çıkıyor:
- Bölgede, geç antik dönem (Bizans dönemi) öncesine ait daha erken dönemlere ışık tutan nadir yazıtlı mozaikler arasında.
- Yerel dini ve sivil elitlerin kimlikleri (isimleri ve unvanları) belirlenebilir durumda.
- Zeminin dekoratif unsurları (bitki, hayvan, geometrik figürler ve dört element madalyonları) mekanın işlevi ve sembolik anlamı hakkında yeni sorular doğuruyor.
- Kilise ya da şapel gibi dinî kullanım alanlarının mimari ve kültürel sunumu açısından önemli bir veri sağlayabilir.
Kazı başkanı Kozbe, “Literatürde benzeri pek çok örnek bulunsa da, dört element madalyonları gibi işaretlerin burada gözlemlenmesi dikkat çekici. Bu, dönemin mekânsal ve sembolik algıları hakkında yeni ipuçları veriyor. Önümüzdeki yıllarda üst yapı katmanlarının incelenmesi, mozaiğin tam çevresinin açılması ve mimari bağlamının netleştirilmesi planlanıyor” dedi.
Restorasyon ve koruma sürecine gelince: Buluntu, çıkarıldığı anda koruma altına alındı. Sarp zemin şartları, dış etkiler ve daha önceki hasarlar göz önüne alınarak hem konservasyon hem arkeolojik belgeleme çalışmaları eş zamanlı yürütülüyor. Yıl sonunda yapılması düşünülen raporlama, mekânın turizme açılması sürecini de hazırlayacak.
Sonuç olarak, Urfa Kalesi’ndeki bu keşif sadece taş ve taşla oluşturulmuş bir zemin olmanın ötesinde; tarih, din, toplumsal yapı, kültürel etkileşimler ve mimari kurguların bir kesitini sunan çok katmanlı bir arkeolojik belge. Kazı ilerledikçe bu belge daha da zenginleşecek ve söz konusu alandaki tarihsel hikâye daha net biçimde şekillenecek.









