Anasayfa / Kültürel Miras / İstanbul’un Yeraltındaki Tarih Hazineleri: Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçları

İstanbul’un Yeraltındaki Tarih Hazineleri: Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçları

İstanbul, sadece üstünde yürüdüğümüz tarih kokan taşlarla değil, yerin altında sakladığı gizemli yapılarla da büyüleyici bir şehir. Bu yapılar arasında özellikle Yerebatan Sarnıcı ve Binbirdirek Sarnıcı, Bizans dönemi su mühendisliğinin ve mimarisinin en çarpıcı örnekleri olarak öne çıkar. Her iki sarnıç da şehre su sağlamak amacıyla inşa edilmiş olmasına rağmen mimari tarzları, büyüklükleri ve atmosferleriyle farklı deneyimler sunar.

Yerebatan Sarnıcı (Basilica Cistern)

İstanbul’un en ünlü yeraltı sarnıcı olan Yerebatan Sarnıcı, 6. yüzyılda Bizans İmparatoru I. Justinianus döneminde inşa edilmiştir. Ayasofya’nın hemen güneyinde yer alan bu sarnıç, Bizans’ın su ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük bir depolama alanı olarak tasarlanmıştır.

  • Mimari Özellikler:
    Yerebatan Sarnıcı, yaklaşık 140 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğinde olup, yaklaşık 9800 metrekarelik bir alan kaplar. İçerisinde 336 adet mermer sütun bulunur ve her sütun yaklaşık 9 metre yüksekliğindedir. Sütunların çoğu, farklı dönemlerden ve eski yapılarından yeniden kullanılmıştır; bu da yapıya eklektik bir görünüm kazandırır.
  • Öne Çıkan Detaylar:
    Sarnıcın en ilginç özelliklerinden biri, iki ters Medusa başıdır. Bu taş bloklar sütun kaidelerinin altında kullanılmıştır ve neden bu şekilde yerleştirildikleri hâlâ tartışma konusudur. Bazı araştırmacılar, Medusa başlarının kötü ruhları uzak tutmak için kullanıldığını öne sürer.
  • Atmosfer ve Kullanım:
    Yerebatan Sarnıcı’na girildiğinde insanı etkileyen ilk şey, sessizlik ve loş ışık altında suyun yansıttığı sütun görüntüsüdür. Bizans döneminde su deposu olarak kullanılan sarnıç, günümüzde turistlerin yoğun ilgisini çeken bir kültürel miras haline gelmiştir.

Binbirdirek Sarnıcı

Yerebatan Sarnıcı’na göre daha küçük ve daha az bilinen Binbirdirek Sarnıcı, İstanbul’un Fatih ilçesinde, Binbirdirek Meydanı yakınında yer alır. Adını, içerideki yaklaşık 1001 sütundan aldığına inanılır, ancak gerçek sayı 224 sütundur; yine de “binbir” ifadesi buraya efsanevi bir isim kazandırmıştır.

  • Mimari Özellikler:
    Binbirdirek Sarnıcı, Bizans İmparatoru Constantinus veya II. Justinianus döneminde inşa edilmiştir. Sütunlar daha ince ve daha sık aralıklıdır, bu da yapının daha labirentimsi ve mistik bir atmosfere sahip olmasını sağlar. Tavanları ise tuğla kemerlerle desteklenmiştir ve bu yapı, Bizans mühendisliğinin suyun ağırlığını taşımadaki ustalığını gösterir.
  • Tarihi Kullanım:
    Sarnıç, esas olarak şehrin su ihtiyacını karşılamanın yanı sıra yangın gibi acil durumlarda kullanılacak bir rezerv alan olarak da işlev görmüştür. İçindeki sular zamanla azalmasına rağmen, günümüzde ziyaretçiler sütunlar arasında yürüyerek Bizans döneminin atmosferini hissedebilir.
  • Görsel ve Estetik Özellikler:
    Binbirdirek Sarnıcı, Yerebatan’a kıyasla daha sade ve sessizdir; ışıklandırması minimaldir ve taş ile tuğla dokusunun sadeliğiyle etkileyici bir görsellik sunar. Sütunlar arasındaki yansımalar ve su birikintileri, ziyaretçiyi adeta geçmişe götüren bir labirent hissi yaratır.

Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçlarının Ortak Özellikleri

Her iki sarnıç da Bizans mühendisliğinin su depolama ve şehir planlamasındaki önemini gözler önüne serer. Hem sütun düzenlemeleri hem de mimari teknikleri, şehrin su ihtiyacını karşılamak kadar estetik ve sembolik değer taşır. Ayrıca, her ikisi de İstanbul’un turistik ve kültürel zenginliğine büyük katkı sağlar; ziyaretçiye tarih ve mistisizmi aynı anda yaşatır.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir