Anasayfa / Kültürel Miras / Efes Artemis Tapınağı

Efes Artemis Tapınağı

Efes Artemis Tapınağı, yalnızca Anadolu’nun değil, bütün antik dünyanın en görkemli kutsal yapılarından biri olarak insanlık tarihine damgasını vurmuş, zamanında hem dini hem de ekonomik ve kültürel bir merkez olarak öne çıkmıştır. İzmir’in Selçuk ilçesinde, Efes antik kenti sınırları içinde yükselen bu yapı, uzun inşa evreleri, trajik yıkılışları ve yeniden doğuşlarıyla adeta bir uygarlık hikâyesinin sembolü haline gelmiştir.

Tapınağın kökleri MÖ 8. yüzyıla kadar gitmektedir. İlk dönemlerde ahşap konstrüksiyonlu ve oldukça mütevazı ölçülerde olan bu yapılar, araştırmacıların A ve B tapınakları olarak adlandırdığı evrelerde ortaya çıkmıştır. Ancak Artemis kültü büyüdükçe ve kentin zenginliği arttıkça tapınak da giderek daha görkemli boyutlara ulaşmıştır. MÖ 7. yüzyılda tiran Pithagoras’ın yaptırmaya giriştiği C Tapınağı, bitirilemeden bir taşkın felaketine kurban gitmiştir. Bunun ardından MÖ 580’lerde başlanan D Tapınağı, bugün bile anıtsallığıyla dillere destan olmuş bir yapıdır. Knossoslu Chersiphron ve oğlu Metagenes’in mimarlığını üstlendiği bu tapınak, Lydia kralı Kroisos’un da bağışlarıyla desteklenmiş ve inşası tam 120 yıl sürmüştür. Bataklık bir alana yapılması büyük teknik zorluklar doğurmuş, temeller yanmış ahşaplarla ve deriyle sağlamlaştırılmıştır. Bu teknik detay, arkeolojik sondajlarla da doğrulanmıştır.

En parlak haliyle tapınak 111 metreye 57 metre ölçülerinde, 19 metre yüksekliğinde, 106 İyon sütunu üzerinde yükseliyordu. Sütunların bazıları rölyeflerle süslüydü. İç kısımda, iki metreyi aşan ve ahşaptan yapılıp altın ve gümüşle kaplanan Artemis heykeli, kentin dini yaşamının kalbini oluşturuyordu. Çatısı sedir ağacından yapılmıştı. Yalnızca dini bir mekân değil, aynı zamanda felsefi tartışmaların da adresiydi: Efesli filozof Herakleitos’un Logos adlı eserini burada, tapınaktaki Artemis sunağında okuduğu bilinir.

Ancak görkemi kadar talihsizlikleriyle de tarihe geçen tapınak, 21 Temmuz MÖ 356’da Herostratos adlı bir adam tarafından yakıldı. Herostratos’un amacı yalnızca ismini tarihe kazımaktı, nitekim amacına ulaştı. Söylenceye göre o gece, tarihin en ünlü hükümdarlarından Büyük İskender dünyaya gelmişti. Yıllar sonra İskender, tapınağın yeniden yapımı için yardım önermiş, fakat Efesliler, bir tanrının başka bir tanrıya bağış yapamayacağı gerekçesiyle bu teklifi diplomatik bir zarafetle reddetmişlerdi. Buna rağmen tapınağın yeniden inşası kaçınılmazdı.

Efesli mimarlar Demetrios, Paionios ve Krirokrates tarafından gerçekleştirilen bu son yapım evresi, E Tapınağı olarak bilinir. Biraz daha genişletilen tapınak, 117 sütunla inşa edilmiş, bu kez çatısı taşla kaplanmış ve yüksekliği 18 metreye ulaşmıştır. Roma dönemi yazarlarından Plinius, sütunların üzerinde 36 rölyef bulunduğunu aktarır. Ancak bütün bu görkem, uzun ömürlü olamamıştır. MS 268’de Gotların saldırısıyla tapınak yerle bir olmuş, kalan taşlar ve parçalar çevredeki binaların yapımında kullanılmıştır.

Artemis Tapınağı, yalnızca bir ibadethane değil, aynı zamanda antik dünyanın en işlek hac merkezlerinden biriydi. Kutsal yolculuklar yapan ziyaretçiler tapınağa akın eder, tüccarlar buradaki ticaretten kârlarının bir kısmını tapınağa bırakırdı. Gümüşten yapılmış minyatür tapınaklar ve Artemis figürinleri ziyaretçilere satılır, rahipler kurban eti parçaları sunar, falcılar kehanetler verirdi. Kazılarda çok sayıda hayvan kemiğinin bulunması, bu yoğun dini ve ekonomik hareketliliğin somut kanıtıdır.

Büyük İskender’in tapınağa kendi babasının heykelini diktirmesi, Efes halkıyla yakınlık kurma çabasının bir göstergesidir. Ancak Efeslilerin onu “tanrıya bağış yapan tanrı” konumuna düşürmemesi, kentin diplomatik zekâsını da ortaya koyar. Tapınak ayrıca şairleri, filozofları, sanatçıları kendine çekmiş; Herakleitos gibi bazı düşünürlerin yaşamındaki dramatik dönemeçlerin de sahnesi olmuştur.

Bugün Artemis Tapınağı’ndan geriye yalnızca yeniden dikilmiş tek bir sütun kalmıştır. Ancak bu sütun, binlerce yıl öncesinin ihtişamını fısıldamaya devam eder. Selçuk’taki Efes Müzesi’nde sergilenen buluntular ve Artemis heykelinin kopyası ise, antik dünyanın bu büyük harikasının hâlâ yaşamaya devam ettiğinin kanıtıdır. Artemis Tapınağı, yıkılsa da yok edilse de, kültürel belleğin en güçlü simgelerinden biri olarak tarih sahnesinde varlığını sürdürür.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir