Anasayfa / Kültürel Miras / Diyarbakır Ulu Camii

Diyarbakır Ulu Camii

Diyarbakır Ulu Cami, Türkiye’nin güneydoğusunda, Diyarbakır’ın Sur ilçesi merkezinde yer alır. Kuzeyinde Gazi Caddesi, doğusunda Mesudiye Medresesi, batısında Zinciriye Medresesi, güneyinde Hasan Paşa Hanı ve Büyük Çarşı bulunur. Şehrin sur içindeki en eski ve en önemli yapısıdır. Cami, yalnızca bir ibadet mekânı değil, Diyarbakır’ın tarih boyunca üstlendiği askerî, idari ve kültürel rolün mimari bir yansımasıdır.

Yapının kökeni Bizans dönemine, 5. yüzyıla dayanır. O dönemde Diyarbakır (Amida), Roma’nın doğu sınırını koruyan stratejik bir garnizon şehriydi. İmparator II. Theodosius zamanında, bu garnizon şehrinin merkezine Mar Toma (Aziz Thomas) Kilisesi inşa edildi. Üç nefli bazilika planlı bu yapı doğu-batı doğrultusunda uzanıyordu; kalın bazalt taş duvarlara, sütunlarda akantus yaprak motiflerine sahipti. Kent o dönemde hem askerî üs hem de Hristiyanlık için bölgesel bir merkezdi.

639 yılında Halife Ömer döneminde, Emevîlerin öncülü olan İslam orduları Diyarbakır’ı fethetti. Komutan İyaz bin Ganm, Bizans garnizonunu teslim aldı. Şehir tahrip edilmedi; halkın canı, malı ve ibadet hakkı korundu. Mar Toma Kilisesi ikiye bölündü: doğu kısmı Hristiyanlara, batı kısmı Müslümanlara bırakıldı. Bu, İslam fetihleri içinde barış yoluyla gerçekleşmiş nadir örneklerden biridir. Diyarbakır bu dönemden itibaren bölgedeki İslam yönetiminin kuzey sınır karakolu ve idari merkezi oldu.

Emevîler döneminde (661–750) yapı tamamen camiye dönüştürüldü. Avlulu bir plan geliştirildi. Şam’daki Emeviye Camii’nin mimari düzeni örnek alınarak geniş bir avlu, çevresinde revaklar oluşturuldu. O dönemde Diyarbakır, Fırat havzasının kuzeyinde İslam’ın en batıdaki askerî ve kültürel merkezlerinden biri haline geldi.

Abbasîler döneminde (750–10. yüzyıl), Diyarbakır bir sınır kenti olmaktan çıkıp Mezopotamya ile Anadolu arasındaki ticaret yollarının kavşak noktası haline geldi. Cami bu dönemde idari toplantıların, hutbelerin ve eğitim faaliyetlerinin yapıldığı merkez işlevi kazandı. Avlusu taş döşemeyle kaplandı, revaklar düzenlendi. Abbasî valileri yapının bakımını üstlendi.

11. yüzyılda Selçukluların Anadolu’ya girmesiyle, Diyarbakır stratejik olarak yeniden önem kazandı. 1071 Malazgirt Zaferi’nin ardından şehir Selçuklu ordularınca alındı. 1085 yılında Artuk Bey, Diyarbakır’ı fethederek Selçuklu adına yönetti. Selçuklu Sultanı Melikşah döneminde (yaklaşık 1091) Ulu Cami büyük bir onarımdan geçti. Artuklular, 12. yüzyıl başında Diyarbakır’ı merkezlerinden biri haline getirdi. Şehir, Artuklular döneminde bir bilim ve sanat merkezi olarak gelişti; Ulu Cami bu dönemde bugünkü mimari biçimini kazandı.

Caminin planı dikdörtgendir. Avlusu 63 metreye 30 metredir. Üç tarafı sütunlu revaklarla çevrilidir. Revakların sütun başlıklarının çoğu Roma ve Bizans dönemlerinden devşirilmiştir. Avlunun ortasında iki şadırvan bulunur; biri sekizgen, diğeri kareye yakın planlıdır. Şadırvanlar abdest için kullanılmakla birlikte yapının simetrisini tamamlayan unsurlardır.

Cephelerde aslan, boğa ve ejder kabartmaları bulunur. Bunlar Artuklu dönemi taş işçiliğinin örnekleridir. Cami tamamen bazalt taştan inşa edilmiştir. Harim kısmında mukarnaslı taş mihrap ve abanoz ağacından yapılmış geometrik geçmeli Selçuklu minberi yer alır.

Ulu Cami’nin kuzey tarafında 12. yüzyılda inşa edilen Mesudiye Medresesi bulunur. Bu medrese, Artuklular döneminde bölgenin bilim merkeziydi. Yanında Zinciriye Medresesi yer alır. Camiye bağlı bir kütüphane de mevcuttu. Kütüphanede din, astronomi, tıp ve matematik kitapları bulunmaktaydı. Bu yapılar, Diyarbakır’ın Orta Çağ’da eğitim ve bilim alanında oynadığı rolü gösterir.

13. yüzyıl ortasında Eyyûbîler kısa süreli hâkimiyet kurdu. Ardından Moğol istilaları yaşandı. Diyarbakır bu dönemde kısmen yıkıma uğradı, ancak Ulu Cami ayakta kaldı. 14. ve 15. yüzyıllarda şehir bölgesel beyler arasında el değiştirdi. 15. yüzyıl sonlarında Akkoyunlular döneminde tekrar güç kazandı.

1515 yılında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sonrasında Diyarbakır Osmanlı topraklarına katıldı. Şehir Osmanlı’nın doğu sınırında önemli bir eyalet merkezi haline geldi. Ulu Cami onarıldı; revaklar, şadırvanlar yenilendi, taş işçiliği restore edildi. Duvarlara hat levhaları eklendi. Osmanlı döneminde cuma hutbeleri burada okunur, idari duyurular burada yapılırdı. Diyarbakır bu dönemde Doğu Anadolu’nun idari, askerî ve ticari merkeziydi.

19. yüzyılda çeşitli onarımlar geçiren yapı, Cumhuriyet döneminde de aktif kullanımını sürdürdü. Günümüzde Diyarbakır Ulu Cami, Bizans’tan Osmanlı’ya kadar altı farklı dönemin mimari unsurlarını barındırır.

Yapı, plan düzeni, taş işçiliği, süsleme anlayışı ve tarihsel sürekliliği bakımından Anadolu’nun en eski ve en önemli camilerinden biridir. Aynı zamanda Diyarbakır’ın Bizans döneminden itibaren askerî merkez, Emevî ve Abbasî dönemlerinde bölgesel idare merkezi, Artuklu döneminde bilim ve sanat merkezi, Osmanlı döneminde eyalet başkenti olarak oynadığı tarihsel rollerin mimari bir özeti niteliğindedir.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir