Anasayfa / Tarih / Mitoloji / Din / Bozkırın İmparatorluğu: I. ve II. Göktürk Devleti

Bozkırın İmparatorluğu: I. ve II. Göktürk Devleti

Göktürk devleti, Orta Asya bozkırlarında ortaya çıkan ve “Türk” adını ilk kez devlet ismi olarak kullanan siyasi güçtür. Bu yönüyle yalnızca askeri ve siyasi bir oluşum değil, aynı zamanda Türk kimliğinin tarih sahnesinde açık biçimde tanımlandığı ilk büyük devlettir. Göktürkler, Altay Dağları çevresinde yaşayan ve demir işçiliğiyle tanınan Aşina adlı bir hanedan tarafından yönetiliyordu. Bu hanedan, başlangıçta Juan-juan (Avar) Kağanlığı’na bağlıydı. Ancak bu bağlılık, 6. yüzyılın ortalarında sona erecek ve bozkırın siyasi dengelerini tamamen değiştirecek bir isyanla sonuçlanacaktı.

Göktürk devletinin kurucusu Bumin Kağan’dır. Bumin, Aşina boyunun lideriydi ve Juan-juan Kağanlığı için demir üreten bir vasal konumundaydı. Demir üretimi, bozkır dünyasında son derece stratejik bir güç kaynağıydı; çünkü silah üretimi doğrudan askeri üstünlük anlamına geliyordu. Bumin, Juan-juan kağanından siyasi eşitlik göstergesi olarak bir prensesle evlenmek istedi. Bu talep reddedildi ve aşağılayıcı bir cevap verildi. Bunun üzerine Bumin, 552 yılında Juan-juanlara karşı isyan başlattı. Aynı yıl yapılan savaşta Juan-juan Kağanlığı ağır bir yenilgiye uğradı. Bu zafer, Göktürk devletinin resmen kurulmasını sağladı. Bumin, “İl Kağan” unvanını alarak bağımsızlığını ilan etti. Bu olay, Türk siyasi tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir.

Bumin Kağan kısa süre sonra öldü, ancak yerine geçen kardeşi İstemi Yabgu (552–576), devletin gerçek anlamda genişlemesini sağlayan hükümdar oldu. İstemi, devletin batı kanadını yönetiyordu. Göktürk yönetim sistemi doğu ve batı olmak üzere iki ana kanattan oluşuyordu. Doğuda kağan bulunurken, batıda yabgu unvanlı ikinci hükümdar vardı. Bu sistem, geniş bozkır coğrafyasını kontrol etmek için geliştirilmişti. İstemi Yabgu, batıya doğru ilerleyerek Orta Asya’nın en önemli ticaret yollarını kontrol altına aldı. Özellikle İpek Yolu’nun kontrolü, Göktürklerin ekonomik gücünü artırdı. Göktürkler, bu ticaret yolunu kontrol ederek Çin, İran (Sasani İmparatorluğu) ve Bizans ile doğrudan diplomatik ilişkiler kurdu.

568 yılında Göktürk elçileri Bizans İmparatoru II. Justinus’un sarayına ulaştı. Bu olay, Türklerin Bizans ile kurduğu ilk resmi diplomatik temastır. Bu diplomatik ilişki, Göktürklerin Sasani İmparatorluğu’na karşı Bizans ile ittifak kurmasını sağladı. Bu durum, Göktürklerin yalnızca askeri değil, diplomatik açıdan da son derece gelişmiş bir devlet olduğunu gösterir.

I. Göktürk Devleti’nin en güçlü dönemi Mukan Kağan (553–572) zamanında yaşandı. Bu dönemde devlet, doğuda Kore sınırlarından batıda Hazar Denizi’ne kadar uzanan devasa bir imparatorluk haline geldi. Bu coğrafya, tarihte Türklerin kontrol ettiği en geniş alanlardan biridir. Göktürk ordusu tamamen süvarilerden oluşuyordu. At, Göktürk toplumunun merkezindeydi. Savaş taktikleri hız, manevra ve ani saldırılar üzerine kuruluydu. Bu hareketli savaş sistemi, yerleşik ordulara karşı büyük üstünlük sağlıyordu.

Ancak bu büyük güç, iç çekişmeler ve dış baskılar nedeniyle zayıflamaya başladı. 581 yılında Taspar Kağan’ın ölümünden sonra taht mücadeleleri başladı. Devlet doğu ve batı olmak üzere ikiye bölündü. Bu bölünme, merkezi otoriteyi zayıflattı. Çin’deki Sui ve ardından Tang Hanedanı, Göktürklerin bu zayıflığından yararlandı. Çin, Göktürk boyları arasında siyasi entrikalar kurarak devleti içeriden parçalamayı başardı. 630 yılında Doğu Göktürk Devleti, Tang Hanedanı tarafından tamamen yıkıldı. Göktürk kağanı esir alındı. Bu olay, Türk tarihinde büyük bir kırılmadır. Türkler yaklaşık 50 yıl boyunca Çin egemenliği altında yaşamak zorunda kaldı.

Ancak bu durum kalıcı olmadı. 682 yılında Kutluk adlı bir Türk lider, Çin egemenliğine karşı büyük bir isyan başlattı. Kutluk, daha sonra İlteriş Kağan unvanını aldı. Bu olay, II. Göktürk Devleti’nin kuruluşunu başlattı. İlteriş Kağan’ın en büyük destekçisi, veziri Tonyukuk’tu. Tonyukuk, yalnızca bir devlet adamı değil, aynı zamanda büyük bir stratejistti. Çin’e karşı yürütülen savaşları organize etti ve Göktürklerin yeniden bağımsız olmasını sağladı.

İlteriş Kağan’ın ölümünden sonra yerine Kapgan Kağan (692–716) geçti. Kapgan döneminde Göktürk devleti yeniden büyük bir güç haline geldi. Ancak Kapgan’ın sert yönetimi, bazı boyların isyan etmesine neden oldu. Bu isyanlar devletin iç dengesini sarstı. Daha sonra Bilge Kağan (716–734) tahta geçti. Bilge Kağan, Göktürk tarihinin en önemli hükümdarlarından biridir. Onun kardeşi Kül Tigin, devletin en büyük komutanıydı. Vezir Tonyukuk ise devletin siyasi aklını temsil ediyordu. Bu üçlü, Göktürk devletinin en güçlü dönemini oluşturdu.

Bilge Kağan döneminde devlet yeniden organize edildi. İç isyanlar bastırıldı ve merkezi otorite güçlendirildi. Bu dönemde dikilen Orhun Yazıtları, Türk tarihinin bilinen ilk yazılı belgeleridir. Bu yazıtlar, Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk adına dikilmiştir. Yazıtlar, yalnızca birer anıt değil, aynı zamanda devletin nasıl kurulduğunu, nasıl yıkıldığını ve nasıl yeniden kurulduğunu anlatan siyasi metinlerdir. Bu yazıtlar, Türk milletine birlik olma çağrısı yapar. Aynı zamanda Çin’in siyasi entrikalarına karşı uyarılar içerir.

Göktürk devleti, bozkır yaşamına dayalı bir ekonomik sisteme sahipti. Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. At, koyun ve sığır yetiştiriliyordu. Aynı zamanda İpek Yolu ticaretinden büyük gelir elde ediliyordu. Göktürkler, bu ticaret yolunu kontrol ederek büyük bir ekonomik güç kazandı. Demir işçiliği de Göktürk ekonomisinin önemli bir parçasıydı.

II. Göktürk Devleti, Bilge Kağan’ın ölümünden sonra zayıflamaya başladı. Taht mücadeleleri ve iç karışıklıklar devleti sarstı. 744 yılında Uygurlar, Karluklar ve Basmıllar birleşerek Göktürk devletini yıktı. Bu olay, Göktürk siyasi egemenliğinin sonu oldu. Ancak Göktürklerin kurduğu siyasi, askeri ve kültürel miras, daha sonra gelen tüm Türk devletlerini etkiledi.

Göktürk devleti, Türk tarihinde bir dönüm noktasıdır. İlk kez Türk adıyla kurulan bu devlet, Orta Asya’da büyük bir siyasi birlik oluşturmuştur. Geliştirdikleri askeri sistem, devlet organizasyonu ve yazı sistemi, Türk tarihinin temelini oluşturur. Orhun Yazıtları, yalnızca Göktürklerin değil, tüm Türk tarihinin başlangıç noktalarından biridir. Göktürkler, bozkır coğrafyasında kurdukları güçlü devlet sistemiyle, Türklerin tarih sahnesindeki kalıcı yerini belirlemiştir.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir