Anasayfa / Kültürel Miras / Yakutiye Medresesi

Yakutiye Medresesi

Erzurum’un merkezinde, kentin tarihî dokusunun tam içinde yer alan Yakutiye Medresesi, İlhanlı döneminin Anadolu’daki en güçlü mimari izlerinden biridir. Yapı, 1310 yılında, İlhanlı Hükümdarı Olcaytu (Muhammed Hudabende) devrinde, Erzurum Valisi Hoca Cemaleddin Yakut tarafından yaptırılmıştır. Medrese, hem banisinin adını taşır hem de İlhanlı yönetiminin Anadolu’daki siyasi ve kültürel hâkimiyetini açık biçimde yansıtır.

Yapının planı, Erzurum’un sert iklim koşullarına doğrudan cevap veren kapalı avlulu bir düzen üzerine kuruludur. Açık avlulu Selçuklu medreselerinden farklı olarak, avlunun üzeri büyük bir kubbe ile örtülmüştür. Kubbenin merkezindeki açıklık, içeriye gün ışığı alırken aynı zamanda mekânın hava dolaşımını sağlar. Bu düzenleme, Yakutiye Medresesi’ni Doğu Anadolu’daki iklim uyumlu mimarinin en başarılı örneklerinden biri hâline getirir.

Giriş cephesinde yer alan taçkapı, yapının en etkileyici bölümüdür. Derin nişli bu kapı, yoğun taş süslemeleriyle dikkat çeker. Geometrik örgeler, bitkisel motifler ve figürlü kabartmalar bir arada kullanılmıştır. Aslan ve kartal figürleri, İlhanlı sanatında gücü, otoriteyi ve koruyuculuğu simgeler. Kapının üst kısmındaki kitabe, yapının inşa tarihini ve banisini açık biçimde belgeleyen nadir yazılı kaynaklardan biridir.

İç mekânda, kubbeli ana alanın çevresine yerleştirilmiş hücreler bulunur. Bu hücreler, medresede eğitim gören talebelerin barınma ve çalışma alanları olarak kullanılmıştır. Mekân düzeni sade tutulmuş, süsleme büyük ölçüde dış cephede yoğunlaştırılmıştır. Yapının içinde yer alan türbe bölümü, medreseyi benzer yapılardan ayıran önemli bir ayrıntıdır. Burada, banisi Hoca Cemaleddin Yakut’a ait olduğu kabul edilen sanduka yer alır; bu da yapının aynı zamanda bir hatıra ve anı mekânı olarak tasarlandığını gösterir.

Yapıda ana malzeme olarak kesme taş kullanılmış, kubbe geçişlerinde tromp sistemi tercih edilmiştir. Taş işçiliği, özellikle cephede son derece nitelikli örnekler sunar. İlhanlı mimarisinin Selçuklu geleneğini devam ettirdiği, ancak figürlü süslemelerle bu geleneği daha serbest ve zengin bir anlatıma taşıdığı açıkça görülür.

Yakutiye Medresesi, Osmanlı döneminde bir süre daha eğitim yapısı olarak kullanılmış, ilerleyen dönemlerde farklı işlevler üstlenmiştir. Cumhuriyet döneminde gerçekleştirilen restorasyonlarla yapı korunmuş ve müze kimliği kazanmıştır. Günümüzde medrese, Türk-İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet vermekte; mimarisi kadar barındırdığı koleksiyonla da kentin kültürel belleğinde önemli bir yer tutmaktadır.

Bugün Yakutiye Medresesi, yalnızca bir eğitim yapısı olarak değil; İlhanlı döneminin siyasi gücünü, sanat anlayışını ve Anadolu’daki mimari sürekliliği bir arada okuyabildiğimiz ender yapılardan biri olarak Erzurum’un simgeleri arasında yer alır.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir