Pisidya

Toros Dağları’nın kuzey etekleri ile Göller Yöresi arasında uzanan Pisidya, Antik Anadolu’nun en özgün ve çok katmanlı bölgelerinden biridir. Günümüzde Isparta, Burdur, Antalya ve kısmen Konya illerini kapsayan bu dağlık coğrafya; sarp vadileri, yüksek platoları ve doğal savunma avantajlarıyla tarih boyunca yarı bağımsız, savaşçı toplulukların yaşadığı bir alan olarak tanınmıştır. Pisidyalılar, Antik kaynaklarda inatçı, özgürlüğüne düşkün ve merkezi otoriteye dirençli bir halk olarak betimlenir. Bölgenin zor ulaşılır coğrafyası, kentlerin çoğunun yüksek tepeler üzerinde kurulmasına ve güçlü surlarla çevrilmesine neden olmuş; bu durum Pisidya şehirlerine belirgin bir askeri karakter kazandırmıştır.

Pisidya’nın kentleşme süreci Geç Tunç Çağı’na kadar uzanmakla birlikte, esas gelişme Hellenistik Dönem ve ardından Roma İmparatorluk Dönemi’nde yaşanmıştır. Büyük İskender’in Anadolu seferi sırasında Pisidya kentleri sert direniş göstermiş, özellikle Sagalassos ve Termessos çevresi askeri çatışmalarla anılmıştır. Roma döneminde bölge, Asia ve Galatia eyaletleriyle ilişkili biçimde yeniden düzenlenmiş; yollar, su kemerleri, tiyatrolar ve anıtsal yapılarla donatılmıştır. Pisidya kentleri, dağlık yapıya rağmen yüksek mimari standartlara ulaşmış, özellikle kamusal alan düzenlemeleriyle dikkat çekmiştir.

Bölgenin en görkemli kentlerinden biri Sagalassos’tur. Günümüzde Burdur’un Ağlasun ilçesi yakınlarında yer alan kent, 1400–1600 metre rakımıyla Antik Çağ’ın en yüksek konumlu şehirlerinden biridir. Hellenistik temeller üzerine Roma döneminde büyük bir imar faaliyeti geçiren Sagalassos; anıtsal çeşmeleri, agoraları, tiyatrosu, hamamları ve tapınaklarıyla Pisidya’nın başlıca kültür ve idare merkezlerinden biri olmuştur. Özellikle Antoninler Çeşmesi, anıtsal cephe düzeni ve heykel programıyla Roma mühendisliğinin seçkin örnekleri arasında yer alır. Kent, Geç Antik Çağ’da depremler ve salgınlar nedeniyle terk edilmiştir.

Pisidya’nın askeri karakterini en belirgin biçimde yansıtan kentlerden biri Termessos’tur. Antalya yakınlarında, Güllük Dağı’nın zirvelerinde kurulan Termessos, doğal savunma avantajları sayesinde tarih boyunca ele geçirilememiş nadir antik kentlerden biridir. Büyük İskender’in dahi kuşatmayı başarısızlıkla sonuçlandırdığı aktarılır. Kentin tiyatrosu, sarp kayalıkların üzerine inşa edilmiş olup Akdeniz manzarasına hâkimdir. Agora, bouleuterion, gymnasion ve nekropol alanları Termessos’un hem askeri hem sivil yapısını yansıtır. Kent, Roma döneminde özerk statüsünü büyük ölçüde korumuştur.

Selge, Pisidya’nın doğu kesiminde yer alan önemli merkezlerden biridir. Köprüçay vadisine hâkim bir platoda kurulan kent, özellikle gümüş sikke basımıyla tanınmıştır. Roma döneminde zenginleşen Selge; tiyatrosu, stadionu, agorası ve su kemerleriyle dikkat çeker. Antik kaynaklar, Selge’nin savaşçı nüfusu ve güçlü savunma sistemiyle Pisidya’nın en dirençli kentlerinden biri olduğunu vurgular.

Kremna, Burdur ve Antalya sınır hattında, sarp bir kaya platosu üzerinde kurulmuştur. Kent, Roma döneminde askeri garnizon işlevi görmüş; özellikle 3. yüzyılda isyan eden eşkıya lideri Lydius’un üslenmesiyle ün kazanmıştır. Surlar, kuleler ve kapılar Kremna’nın askeri mimarisini belirler. Tiyatro, hamam ve anıtsal mezarlar kentin sivil yaşamına dair izler sunar.

Ariassos, günümüzde Antalya’nın Döşemealtı ilçesi yakınlarında yer alır ve anıtsal giriş kapısıyla tanınır. Roma döneminde inşa edilen üç kemerli şehir kapısı, Pisidya kent mimarisinin en iyi korunmuş örneklerinden biridir. Kentte agora, bouleuterion, hamam ve nekropol alanları bulunur. Ariassos, yol ağları üzerindeki konumuyla ticari ve askeri bakımdan stratejik bir merkez olmuştur.

Pednelissos, dağlık bir bölgede, savunması güçlü bir konumda yer alır. Kent, özellikle Roma döneminde gelişmiş; anıtsal mezarları, surları ve kamusal yapılarıyla dikkat çekmiştir. Pednelissos, Pisidya’nın iç kesimlerdeki yerleşim ağının önemli halkalarından biridir.

Adada, Isparta’nın Sütçüler ilçesi yakınlarında yer alır ve Pisidya’nın dini merkezlerinden biri olarak bilinir. Kentte özellikle Zeus ve Traianus tapınakları öne çıkar. Anıtsal tapınak cepheleri, Roma döneminde imparator kültünün bölgede ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Agora, tiyatro ve nymphaeum kalıntıları kentin kamusal yaşamını yansıtır.

Kibyra, Pisidya ile Likya sınır bölgesinde yer alan, çok kültürlü yapısıyla öne çıkan büyük bir kenttir. Bir konfederasyon merkezi olan Kibyra; stadionu, odeionu, tiyatrosu ve geniş agora alanlarıyla bölgenin en gelişmiş kentlerinden biridir. Özellikle odeionun mozaik döşemesi, erken müzik ve akustik yapılar açısından önem taşır. Kibyra, Roma döneminde hukuk ve askeri idare merkezi olarak da işlev görmüştür.

Isinda, Olbasa, Kodrula, Timbriada, Mallos, Prostanna gibi daha küçük kentler ve yerleşimler, Pisidya’nın yoğun kent ağını tamamlar. Bu kentler genellikle surlarla çevrili, akropol ağırlıklı yerleşim düzenine sahip olup, tapınak, agora ve nekropol alanlarıyla tipik Pisidya kent planını yansıtır.

Pisidya kentlerinin ortak özellikleri arasında yüksek rakımlı konumlar, güçlü savunma sistemleri, anıtsal giriş kapıları, tiyatrolar ve geniş nekropoller yer alır. Bölge halkı, yerel Anadolu geleneklerini Hellenistik ve Roma kültürüyle birleştirmiş; mimari, dini yaşam ve kent planlamasında özgün bir sentez oluşturmuştur. Roma döneminde inşa edilen su kemerleri, hamamlar ve çeşmeler, bölgenin mühendislik düzeyini açık biçimde ortaya koyar.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir