
Toros Dağları’nın güney etekleri ile Akdeniz kıyısı arasında uzanan Pamfilya, Antik Anadolu’nun en verimli, en yoğun kentleşmiş ve en kozmopolit bölgelerinden biridir. Günümüzde ağırlıklı olarak Antalya il sınırları içinde kalan bu bölge; doğuda Kilikya, batıda Likya, kuzeyde Pisidya ile çevrilidir. Geniş alüvyal ovalar, Aksu (Kestros), Köprüçay (Eurymedon) ve Manavgat (Melas) gibi akarsular, Pamfilya’yı erken dönemlerden itibaren tarım, ticaret ve yerleşim açısından cazip hâle getirmiştir. Bölgenin denize açık yapısı ve doğal limanları, Pamfilya kentlerini Akdeniz ticaret ağının aktif birer parçası yapmıştır.
Pamfilya’nın tarihsel kökenleri Tunç Çağı’na kadar uzanır. Hitit kaynaklarında bölgeye dair dolaylı kayıtlar bulunur; özellikle Perge, “Parha” adıyla anılan yerleşimle ilişkilendirilir. M.Ö. 1. binyılda bölgeye gelen Akha kökenli topluluklar, Pamfilya kentlerinin etnik ve kültürel çeşitliliğini artırmıştır. Pers egemenliği döneminde satraplık sistemi içinde yer alan Pamfilya, Büyük İskender’in seferiyle birlikte Hellenistik dünyaya katılmış; ardından Seleukoslar, Ptolemaioslar ve nihayet Roma egemenliği altına girmiştir. Roma döneminde Pamfilya, Anadolu’nun en zengin ve en yoğun yapılaşmış bölgelerinden biri hâline gelmiştir.
Pamfilya’nın başlıca kentlerinden biri olan Perge, bölgenin idari, kültürel ve dini merkezlerinden biri olarak öne çıkar. Kent, Helenistik dönemde surlarla çevrilmiş; Roma döneminde ise geniş caddeleri, sütunlu yolları, agoraları, hamamları ve anıtsal yapılarıyla gelişmiştir. Ana caddenin ortasından geçen su kanalı, hem estetik hem de işlevsel bir kent planlamasının parçasıdır. Perge’nin tiyatrosu, stadyumu, nymphaeumları ve anıtsal kapıları, Pamfilya kent mimarisinin en iyi korunmuş örnekleri arasında yer alır. Kent, erken Hristiyanlık tarihinde de önemli bir yere sahiptir; Aziz Pavlus’un Anadolu’daki ilk vaaz duraklarından biri olmuştur.
Aspendos, Pamfilya’nın mühendislik ve mimari açıdan en seçkin kentlerinden biridir. Köprüçay vadisine hâkim konumuyla hem tarımsal üretimi hem de iç bölgelerle bağlantıyı kontrol edebilen kent, özellikle Roma döneminde büyük bir refaha ulaşmıştır. Aspendos Tiyatrosu, M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiş olup, sahne binasıyla birlikte bütünüyle ayakta kalabilmiş ender Roma tiyatrolarındandır. Yaklaşık 15–20 bin kişilik kapasitesi ve olağanüstü akustiğiyle, Roma sahne mimarisinin zirve örneklerinden biri kabul edilir. Kentin su kemerleri ve basınç kuleleri, Roma hidrolik mühendisliğinin Anadolu’daki en gelişmiş uygulamaları arasında yer alır.
Pamfilya’nın denizle en güçlü bağı kuran kenti Side’dir. Doğal bir yarımada üzerinde kurulan Side, antik çağda önemli bir liman kenti olarak gelişmiştir. Ticaret, özellikle tahıl ve zeytinyağı üretimi üzerinden yoğunlaşmış; kent Roma döneminde büyük bir zenginlik kazanmıştır. Side’nin tiyatrosu, yaklaşık 20 bin kişilik kapasitesiyle Anadolu’nun en büyük yapılarındandır. Agora, hamamlar, anıtsal çeşmeler ve limana hâkim konumdaki Apollon ve Athena tapınakları, kentin anıtsal dokusunu oluşturur. Bizans döneminde Side, önemli bir piskoposluk merkezi olmuş; tapınaklar bazilikalara dönüştürülmüştür.
Pamfilya’nın diğer önemli kentlerinden Sillyon, doğal bir kaya platosu üzerinde kurulmuş, güçlü savunma sistemine sahip bir yerleşimdir. Kent, özellikle askeri kimliğiyle tanınır. Helenistik ve Roma dönemlerinde surlar, kuleler ve kapılarla güçlendirilmiş; Bizans döneminde stratejik önemini korumuştur. Termessos Pisidya sınırında yer almakla birlikte Pamfilya ile sıkı ilişkiler içinde olmuş; dağlık yapısı ve özerk konumuyla bölgesel denge unsurlarından biri hâline gelmiştir.
Attaleia (Antalya), Pamfilya’nın geç dönem kentlerinden biridir. Pergamon Kralı II. Attalos tarafından M.Ö. 2. yüzyılda kurulan kent, kısa sürede önemli bir liman ve ticaret merkezi hâline gelmiştir. Roma döneminde gelişimini sürdüren Attaleia, Orta Çağ boyunca da kesintisiz yerleşim görmüş nadir Pamfilya kentlerinden biridir. Günümüzde Antalya’nın tarihî çekirdeğini oluşturan Kaleiçi, antik liman ve sur sistemi bu sürekliliğin izlerini taşır.
Pamfilya kentlerinin ortak özellikleri arasında geniş sütunlu caddeler, büyük tiyatrolar, stadyumlar, hamam kompleksleri ve gelişmiş su sistemleri yer alır. Bölgenin verimli ovaları, yüksek nüfuslu kentlerin beslenmesini mümkün kılmış; deniz ticareti Pamfilya’yı Akdeniz dünyasıyla sürekli temas hâlinde tutmuştur. Kültürel açıdan Pamfilya, Anadolu yerel gelenekleriyle Hellenistik ve Roma unsurlarının iç içe geçtiği bir sentez alanı oluşturmuştur.









