Anasayfa / Kültürel Miras / Karakuş ve Cendere

Karakuş ve Cendere

Karakuş Tümülüsü, Adıyaman’ın Kahta ilçesi yakınlarında, Kommagene Krallığı’nın anıtsal mezar yapılarından biridir. M.Ö. 1. yüzyılda hüküm süren Kral I. Mithridates Callinicus tarafından, ailesindeki kadınlara ait bir anıt mezar kompleksi olarak yaptırıldı. Tümülüsün adının “Karakuş” olması, tepeyi çevreleyen sütunlardan birinin üzerinde yer alan kartal (karakuş) heykelinden gelir. Mezar yapısı yaklaşık 21 metre yüksekliğinde, taşlarla doldurulmuş yapay bir tepedir ve çevresine dikilmiş üç anıtsal sütun günümüze ulaşmıştır; başlangıçta bu sütunların sayısı daha fazlaydı.

Her bir sütunun üzerinde birer heykel bulunurdu: kartal heykeli, boğa heykeli ve kadın figürü olduğu bilinir. Bu heykeller günümüze tam olarak ulaşmamış olsa da yapı kitabeleri, mezarın Kommagene hanedanının kadın üyeleri — özellikle kraliçe Isias, kızı Antiochis ve torunu Aka — için yaptırıldığını açıkça belirtir. Sütunlar ve kitabeler, Kommagene’nin Grek ve Pers kültürlerini birleştiren özel siyasal ideolojisinin izlerini taşır. Karakuş Tümülüsü, Nemrut Dağı kutsal alanıyla aynı kültürel ve mimari geleneğin bir parçasıdır; ancak doğrudan hanedan kadınlarına adanmış olmasıyla bu yapılar arasında ayrı bir yere sahiptir.

Cendere Köprüsü (Roma adıyla Severan Köprüsü), Karakuş Tümülüsü’nün yakınında, Kahta Çayı üzerinde yer alan anıtsal bir Roma köprüsüdür. M.S. 2. yüzyılın sonu ile 3. yüzyılın başında, Roma İmparatoru Septimius Severus’un döneminde inşa edildi. Köprünün inşa kitabesine göre yapı, imparatorun eşi Julia Domna ve oğulları Caracalla ile Geta’ya adanmıştır. Geta’nın öldürülmesinin ardından dönemin politikaları gereği onun adı tüm anıtlardan silindiği için köprüde dört olan sütun sayısı üçe düşmüştür.

Köprü tamamen kesme taş bloklarla, harç kullanılmadan inşa edildi. 34 metre uzunluğunda, yaklaşık 7 metre genişliğinde ve tek gözlü bir kemer açıklığına sahiptir. Roma mühendisliğinin bölgedeki en sağlam örneklerinden biridir; 1.800 yıla yakın süre boyunca ayakta kalması, kullanılan taşların özenle yontulması ve kemerin mükemmel ağırlık dağılımı sayesinde mümkün oldu. Günümüzde hâlâ araç trafiğine kapalı olmakla birlikte insanların rahatlıkla yürüyebildiği, özgün hâlini büyük oranda koruyan tarihî bir geçiş yoludur.

Karakuş Tümülüsü ile Cendere Köprüsü, Kommagene Krallığı’nın mezar anıtları ve Roma mühendisliği mirasının yan yana görülebildiği ender bir coğrafi bütünlük oluşturur. Bölgeyi çevreleyen sarp vadiler, köprü geçişi ve tümülüsün yüksek konumu, ziyaretçinin antik dünyanın siyasal, mühendislik ve anıtsal gömme geleneklerini tek bir rota üzerinde izlemesine olanak verir. Bu iki yapı, Nemrut Dağı–Kahta hattındaki arkeolojik bütünlüğün önemli durakları arasında kabul edilir.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir