
Elazığ il merkezinin güneyinde, Fırat Havzası’na hâkim bir plato üzerinde yer alan Harput, Doğu Anadolu’nun en eski ve en çok katmanlı yerleşimlerinden biridir. Yerleşimin tarihi MÖ 2000’li yıllara kadar uzanır. Coğrafi konumu sayesinde Mezopotamya, Doğu Anadolu ve İran arasındaki geçiş güzergâhlarını kontrol eden Harput, tarih boyunca askerî, idari ve kültürel bir merkez olarak gelişmiştir. Bugün harabe niteliğinde olmasına rağmen, barındırdığı yapılar ve tarihsel birikimiyle bölgenin hafızasını temsil eder.
Harput’un çekirdeğini oluşturan Harput Kalesi, Urartu döneminde, MÖ 8. yüzyılda inşa edilmiştir. Urartular kaleye “Kharpate” adını vermiştir. Kale, doğal kaya kütlesi üzerine oturtulmuş olup surları, burçları ve iç yerleşim izleriyle güçlü bir savunma yapısıdır. İç kale bölümünde sarnıçlar, depolar ve yönetim alanları bulunur. Kale, Roma, Bizans, Artuklu, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde onarımlar görmüş ve sürekli kullanılmıştır. Halk arasında “Süt Kalesi” olarak anılmasına neden olan efsane, harcına süt katıldığına inanılan surlarla ilişkilendirilir.
İslam döneminde Harput, özellikle Artuklular zamanında önemli bir merkez hâline gelmiştir. Bu döneme ait en dikkat çekici yapılardan biri Ulu Camiidir. 1156 yılında Artuklu Beyi Fahreddin Karaaslan tarafından yaptırılan cami, eğik minaresiyle tanınır. Dikdörtgen planlı yapı, sade taş işçiliği ve çok ayaklı iç mekân düzeniyle erken Türk-İslam cami mimarisinin bölgedeki önemli örneklerinden biridir. Minarenin eğik duruşu, zamanla Harput’un simgelerinden biri hâline gelmiştir.
Harput’taki bir diğer önemli dini yapı Sarahatun Camiidir. 1585 yılında, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ın annesi Sara Hatun adına yaptırılmıştır. Geniş avlusu, revakları ve düzgün kesme taş işçiliğiyle dikkat çeken cami, Harput’un Osmanlı öncesi ve sonrası mimari sürekliliğini yansıtır. Sara Hatun, sadece bir banî olarak değil, dönemin siyasi hayatında etkili bir kadın figür olarak da Harput tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Yerleşimdeki Kurşunlu Camii, Alacalı Camii, Arap Baba Mescidi ve İmam Efendi Türbesi, Harput’un dini ve tasavvufi dokusunu tamamlayan yapılardır. Arap Baba Türbesi, mumyalanmış bir naaş barındırması nedeniyle Anadolu’daki ender örneklerden biridir ve halk inançları açısından önemli bir ziyaret noktasıdır. Bu türbe, Harput’un yalnızca mimari değil, halk kültürü ve inanç dünyası açısından da zenginliğini gösterir.
Harput, Hristiyan mirası açısından da dikkat çekici bir merkezdir. Meryem Ana Kilisesi (Süryani Kilisesi), kökeni 4. yüzyıla kadar uzanan yapılardan biridir ve Anadolu’daki en eski kiliseler arasında gösterilir. Ermeni cemaatine ait kiliseler ve manastır kalıntıları da Harput’un çok dinli yapısını ortaya koyar. Bu dini çeşitlilik, Harput’un uzun süre farklı toplulukların bir arada yaşadığı bir merkez olduğunu gösterir.
Eğitim ve kültür alanında Harput, özellikle medreseleri ve âlimleriyle öne çıkmıştır. Hoca Hasan Hamamı, Cemşit Hamamı gibi yapılar kentin sosyal yaşamına dair izler taşır. Harput, Osmanlı döneminde önemli bir ilim ve tasavvuf merkezi olmuş; İshak Sunguroğlu, Rahmi Harputî, Hacı Hayri Bey gibi isimler bu kültürel ortamda yetişmiştir. Harput musikisi, bugün Elazığ yöresel müziğinin temelini oluşturur ve klasik makam geleneğiyle halk müziği arasında özgün bir köprü niteliği taşır.
19. yüzyıldan itibaren, ulaşım ve yerleşim koşullarının değişmesiyle birlikte Harput önemini yavaş yavaş kaybetmiş; yerleşim ovaya, bugünkü Elazığ merkezine taşınmıştır. Bu süreç, Harput’un terk edilmesine ve zamanla bir açık hava arkeolojik alanı niteliği kazanmasına yol açmıştır. Buna rağmen Harput, mimarisi, dini yapıları, efsaneleri, musikisi ve yetiştirdiği kültür insanlarıyla bölgenin tarihsel belleğinde merkezi yerini korumaktadır.
Bugün Harput, Urartu’dan Osmanlı’ya uzanan çok katmanlı geçmişi, kale merkezli yerleşim düzeni, camileri, kiliseleri, türbeleri ve kültürel mirasıyla Doğu Anadolu’nun en önemli tarihsel yerleşimlerinden biri olarak değerlendirilir. Burada yer alan her yapı ve anlatı, Harput’un yalnızca bir yerleşim değil, bir kültür havzası olduğunu açık biçimde ortaya koyar.









