
Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa kent merkezinde yer alan ve Roma dönemine ait yüksek nitelikli zemin mozaiklerini korumak üzere kurulan özel bir sergi alanıdır. Mozaikler, Haleplibahçe Höyük çevresinde bulunan Roma villalarının taban döşemelerinden çıkarılmıştır. Bu villaların 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen konut kompleksleri olduğu anlaşılmaktadır. Müzede sergilenen panolar, hem teknik işçilik hem de ikonografik çeşitlilik bakımından Anadolu’nun en kapsamlı Roma dönemi mozaik gruplarından birini oluşturur.

Müzenin en bilinen örneği Amazonlar Mozaiği olarak adlandırılan geniş taban döşemesidir. Bu mozaikte mitolojik Amazon kadınlarının av ve savaş sahneleri yer alır. Panodaki karakterler arasında Penthesileia, Melanippe, Hippolyte ve Antiope gibi antik kaynaklarda geçen Amazon kraliçeleri bulunur. Bu figürler, leopar postu, kısa tunik, yay, mızrak, kalkan ve çizme gibi tipik ikonografik özelliklerle işlenmiştir. Amazonların karşısında av hayvanları – özellikle kaplan, panter, aslan ve geyik – detaylı biçimde betimlenmiştir. Zemin döşemesinin çevresini saran bordürlerde dalgalı çizgiler, iç içe geçen meander motifleri ve asma yapraklı sarmaşık desenleri görülür.
Mozaik panolar arasında Dionysos sahneleri de yer almaktadır. Bu sahnelerde şarap tanrısı Dionysos, genellikle panter ya da leoparın çektiği bir araba üzerinde betimlenir. Yanında satyrler, maenadlar ve elinde thyrsos (sarmaşık sarılı asa) bulunan yardımcı figürler bulunur. Bu panolar, Roma döneminin eğlence, bereket ve festival temalarını yansıtan geniş bir ikonografik geleneğin parçasıdır.

Müzede ayrıca Eros figürlü panolar görülür. Eros, çoğunlukla ok ve yay taşıyan kanatlı bir çocuk olarak işlenmiştir. Bazı sahnelerde av hayvanlarıyla, bazı sahnelerde ise su perileriyle birlikte gösterilmiştir. Bu figürler Roma konut mozaiklerinde sıklıkla karşımıza çıkan gündelik mitolojik bezeme tarzının örnekleridir.
Haleplibahçe alanında çıkarılan diğer mozaikler arasında aslan başlı rozetler, akantus yapraklı geniş bordürler, dalga frizleri, labirent motifli geometrik düzenlemeler, sekizgen ve çokgen örgü desenleri, balık ve kuş figürleri, medenî yaşamı sembolize eden meyve sepeti ve çiçek demeti kompozisyonları bulunur. Bu çeşitlilik, mozaiklerin tek bir atölye ürününden ziyade dönemin güçlü bir yerel mozaik geleneğine işaret ettiğini gösterir.
Müze içinde mozaiklerin bulunduğu Roma villalarının plan ve mimari düzenine ilişkin çizimler sergilenir. Bu çizimler, mozaiklerin hangi odada kullanıldığına dair bilgilerle desteklenmiştir. Örneğin Amazon sahnelerinin büyük salon (triclinium) zemininde kullanıldığı, Dionysos sahnelerinin misafir kabul alanlarında yer aldığı anlaşılmıştır. Villaların su kanalları, ısıtma sistemleri ve avlulu plan düzeni hakkında da kazı sonuçlarına dayalı bilgiler müzede sunulur.
Mozaiklerin teknik özellikleri arasında kesme taş küplerin (tessera) düzgün biçimde yerleştirilmesi, renk paletinin doğal taşlardan elde edilmesi, gölgelendirme tekniğinin ileri düzeyde kullanılması ve figür oranlarının klasik Roma üslubuna yakın oluşu dikkat çeker. Özellikle Amazon figürlerinde kas yapısı, giysi kıvrımları ve hayvanların hareket etkisi ayrıntılı biçimde işlenmiştir.
Müze yapısı, mozaiklerin korunabilmesi için özel iklimlendirme, zemin güçlendirme ve yüksek tavanlı sergi düzeniyle tasarlanmıştır. Ziyaretçiler mozaikleri bulunduğu konuma yakın bir düzen içinde, geniş platformlar üzerinden yürüyerek izleyebilir. Dijital ekranlar mozaiklerin bulunduğu ilk konut katmanlarını, kazı sürecini ve restorasyon aşamalarını gösterir. Ayrıca mozaik yapım tekniklerini tanıtan uygulamalı tanıtım panoları bulunur.
Haleplibahçe Mozaik Müzesi, Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi ile aynı bölgesel kültür aksını paylaşır ve Roma dönemi mozaik sanatının Güneydoğu Anadolu’daki yerel üsluplarını sistematik biçimde gözler önüne serer. Bu müze, Amazon temalı mozaikleriyle Türkiye’deki en nadir ikonografik koleksiyonlardan birine sahiptir ve bölgenin Roma dönemine ait konut kültürünün anlaşılmasında temel bir başvuru niteliği taşır.








