
Hatay’ın Antakya ilçesinde, Küçükdalyan Mahallesi sınırları içinde yer alan Antakya Antik Hipodromu’nda yürütülen arkeolojik kazılarda, Roma ve Helenistik dönemlere ait önemli buluntular gün yüzüne çıkarıldı. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Pamir başkanlığında yürütülen çalışmalar, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında sürdürülüyor. 2023 yılında başlayan kazılar, 2025 sezonunda elde edilen bulgularla bölgenin antik dönemdeki sosyal ve kültürel yaşamına ışık tutacak nitelikte sonuçlar vermiştir.
Bu yılki kazılarda, hipodromun yarış alanını ikiye bölen anıtsal yapı olan spina büyük ölçüde ortaya çıkarıldı. Spina üzerinde yer alan mozaik döşemeler, yapının hem estetik hem de törensel bir işleve sahip olduğunu göstermektedir. Ölçümler sonucunda hipodromun yaklaşık 500 metre uzunluğunda ve 100 metre genişliğinde olduğu, seyirci kapasitesinin ise 80 bin kişiye kadar ulaştığı tespit edildi. Bu ölçüler, Antakya Hipodromu’nun Roma İmparatorluğu döneminde Doğu Akdeniz’in en büyük hipodromlarından biri olduğunu göstermektedir.
Kazı ekibi, hipodrom çevresinde dönemin sosyal yaşamına dair izler de buldu. Kuzey ve güney yönlerinde ortaya çıkarılan yapı kalıntılarında üretim işlikleri, demir ve cam cürufları, potalar, seramik parçaları ve ev içi kullanım objeleri tespit edildi. Ayrıca kemikten yapılmış müzik aleti parçaları, taş ve kemikten oyun taşları ile zarlar bulundu. Bu buluntular, hipodromun yalnızca bir yarış alanı değil, aynı zamanda çevresinde zengin bir sosyal ve ekonomik yaşamın sürdüğü bir merkez olduğunu kanıtlıyor.
Kazı alanı sadece yarış alanıyla sınırlı kalmayıp hipodromun çevresindeki saray ve tapınak alanlarını da kapsamaktadır. Bu bölgelerde yapılan kazılarda, M.S. 4. yüzyıla ait mimari kalıntılar ortaya çıkarılmış, bu yapıların deprem veya yıkım sonrası yeniden inşa edildiği anlaşılmıştır. Sütun gövdeleri ve blok taşların yeniden kullanıldığı bu kalıntılar, Antakya’nın farklı dönemlerde geçirdiği yeniden yapılanma süreçlerine işaret etmektedir.
Ayrıca Helenistik döneme (M.Ö. 3.–2. yüzyıllar) tarihlenen pişmiş toprak figürin parçaları bulundu. Bunlardan biri başı ve gövdesi büyük ölçüde korunmuş bir “sofist” figürinidir; filozof veya gezgin öğretmenleri betimlediği düşünülmektedir. Diğer figürin parçasının ise çocuk oyuncağı ya da ev objesi olabileceği değerlendirilmektedir. Bu buluntular, bölgenin Roma öncesi kültürel sürekliliğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Kazı başkanı Prof. Dr. Hatice Pamir, çalışmaların hedefinin yalnızca buluntuları belgelemek değil, aynı zamanda Antakya Antik Hipodromu’nu bir arkeopark haline getirerek halkın erişimine açmak olduğunu belirtti. Pamir, “Spina’nın mozaikli bölümleri, kamusal alan kalıntıları ve üretim işlikleriyle birlikte burası Antakya’nın antik dönemdeki sosyal yaşamını doğrudan yansıtan bir merkez haline gelecek. Bu alanın korunarak ziyarete açılması, hem kültürel mirasın tanıtımına hem de bölgenin turizmine önemli katkı sağlayacaktır.” dedi.
Ekim 2025 itibarıyla, Antakya Antik Hipodromu’nda kazı sezonu tamamlanmış olup, bulunan eserlerin konservasyon ve müze hazırlık çalışmaları sürmektedir. Yeni bulgular, Hatay Arkeoloji Müzesi’nin koleksiyonuna dahil edilmek üzere koruma altına alınmıştır. Antik Hipodrom’un yakın gelecekte kısmen ziyarete açılması ve Antakya’nın binlerce yıllık geçmişine dair yeni bilgiler sunması beklenmektedir.









