Anasayfa / Coğrafya / Türkiye’nin Dağları

Türkiye’nin Dağları

Türkiye’nin dağları temelde üç büyük omurga boyunca dizilir: kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları, güneyde Toros Dağları ve doğuda yükseltiyi zirveye taşıyan Doğu Anadolu dağlık sistemi. Bu omurgalara batıda Ege Bölgesi’nin kırık (horst-graben) dağları ve iç kesimlerdeki tekil kütleler eklenir. Şimdi bu yapıyı, gerçekten “bütün dağlara değecek” şekilde genişletelim.

Kuzey hattında, Karadeniz boyunca uzanan sistem tek parça gibi görünse de aslında birçok alt kütleden oluşur. Batıdan doğuya doğru Yıldız Dağları (Istranca), Küre Dağları, Ilgaz Dağları, Köroğlu Dağları, Canik Dağları, Giresun Dağları ve doğuda zirveye yaklaşan Kaçkar Dağları yer alır. Bu dağların karakteri yoğun orman, yüksek nem ve dar kıyı şeridi oluşturmasıdır. Türkiye’nin en izole vadileri ve en zengin biyolojik çeşitliliği burada bulunur.

Güneydeki Toros sistemi ise daha parçalı ama daha dramatiktir. Batıdan doğuya doğru Beydağları, Göller Yöresi Dağları, Dedegöl Dağları, Bolkar Dağları, Aladağlar ve daha doğuda Nur Dağları (Amanoslar) uzanır. Bu sistem, kalker yapısı nedeniyle mağaralar ve yeraltı sistemleriyle doludur. Aynı zamanda Akdeniz ile iç bölgeler arasında sert bir iklim sınırı oluşturur.

İç Anadolu’ya geldiğinde dağlar “süreklilikten” çok “tekil yükseltiler” hâline dönüşür. Erciyes Dağı, Hasan Dağı, Melendiz Dağı ve Karadağ gibi volkanik kütleler bu bölgenin karakterini belirler. Bunlar eski volkanlardır ve çevrelerindeki düzlüğe hâkim yalnız zirveler gibi yükselir.

Doğu Anadolu ise dağların “yoğunluk ve yükseklik açısından zirve yaptığı” bölgedir. Burada sadece Ağrı Dağı değil; Süphan Dağı, Tendürek Dağı, Nemrut Dağı, Palandöken Dağları, Munzur Dağları, Cilo Dağları ve Sat Dağları gibi çok sayıda yüksek ve sert kütle bulunur. Türkiye’de buzul kalıntıları ve gerçek alp tipi dağ manzaraları görmek istiyorsan adres burasıdır.

Batı Anadolu ise tamamen farklı bir hikâye anlatır. Burada dağlar kırık sistemler hâlindedir. Kaz Dağı, Madra Dağları, Yunt Dağları, Bozdağlar ve Aydın Dağları doğu-batı yönünde uzanır ve aralarında Gediz, Büyük Menderes ve Küçük Menderes ovaları yer alır. Bu yapı Türkiye’de tarımın en geliştiği alanları oluşturur.

Marmara geçiş bölgesinde ise hem Balkan hem Anadolu karakteri görülür. Uludağ, Samanlı Dağları ve Biga Dağları bu bölgenin ana kütleleridir.

Güneydoğu Anadolu’da dağlar daha alçak ama jeopolitik olarak önemlidir. Karacadağ gibi volkanik kütleler ve Mazı Dağları gibi sınır hattına yakın yükseltiler bulunur.

Şimdi işin ilginç tarafı: Türkiye’de dağlar sadece “yükselti” değil, bir sistemler ağıdır. İklimi keserler, yağışı yönlendirirler, nehirleri doğururlar, göç yollarını belirlerler. Bir dağ sırası varsa, hemen yanında bir ova, bir akarsu ve farklı bir yaşam biçimi vardır. Bu yüzden Fırat ve Dicle gibi nehirler dağlardan doğar; yaylacılık Toroslar’da gelişir; çay tarımı Karadeniz dağlarının nemli yamaçlarında ortaya çıkar.

Sonuçta Türkiye’nin bütün dağlarını tek tek ezberlemekten daha önemli olan şey şu: bu dağlar bir harita değil, bir organizma gibi çalışır. Her biri diğerini etkiler, birlikte iklimi, tarihi ve insan davranışını şekillendirir. Türkiye’ye rehber gözüyle bakınca aslında şehirleri değil, dağları takip edersin; çünkü medeniyet bile çoğu zaman onların izin verdiği kadar yayılmıştır.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir