Anasayfa / Kültürel Miras / Aspendos, Perge ve Patara Tiyatroları

Aspendos, Perge ve Patara Tiyatroları

Aspendos, Perge ve Patara tiyatroları; yalnızca mimari tipoloji açısından değil, yapıldıkları kentlerin tarihsel kimliği, onları inşa eden toplumların dünya görüşü ve kent yaşamındaki işlevleri açısından da çok katmanlı bilgiler sunar. Bu üç yapı, Helenistik gelenekten beslenen ancak Roma döneminde anıtsal bir kimliğe bürünen tiyatro mimarisinin Anadolu’daki en iyi belgeleri arasında yer alır.

Aspendos Tiyatrosu, günümüzde Antalya’nın Serik ilçesi sınırları içinde, Köprüçay (antik Eurymedon) vadisine hâkim bir konumda yer alır. Tiyatro, Roma İmparatoru Marcus Aurelius döneminde, M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Yapının mimarı, sahne binasındaki yazıttan da bilindiği üzere Zenon adlı yerel bir mimardır; babasının adı Theodoros olarak geçer. Tiyatro yaklaşık 15–20 bin kişi kapasitelidir. Cavea (oturma bölümü) yarım daireye yakın bir plan gösterir ve alt kısımları kemerli galerilerle taşınır. Sahne binası (scaenae frons) iki katlı, yüksek ve bütünüyle ayakta kalmış durumdadır; bu yönüyle Roma tiyatroları içinde nadir bir korunmuşluk düzeyine sahiptir. Aspendos, Roma döneminde zengin bir kenttir; tarımsal üretim ve ticaretle güçlenmiş, özellikle tahıl ve bölgesel ürünlerin ticaretiyle öne çıkmıştır. Tiyatro, yalnızca dramatik gösteriler için değil; imparator kültüne ilişkin törenler, resmi kutlamalar ve kentin kamusal yaşamının büyük etkinlikleri için de kullanılmıştır. Yapının Selçuklu döneminde saray ve kervansaray olarak değerlendirilmesi, tiyatronun günümüze kadar ayakta kalmasında belirleyici olmuştur.

Perge Tiyatrosu, Antalya’nın Aksu ilçesi yakınındaki antik Perge kentinde yer alır. Perge, kökenleri Tunç Çağı’na uzanan, Helenistik dönemde planlı biçimde gelişmiş ve Roma döneminde Pamfilya’nın başlıca kültürel merkezlerinden biri hâline gelmiş bir kenttir. Tiyatro, ilk çekirdeği Helenistik döneme uzanan bir yapı olmakla birlikte, bugünkü anıtsal görünümünü büyük ölçüde Roma İmparatorluk Dönemi’nde, özellikle M.S. 2. yüzyılda yapılan eklemelerle kazanmıştır. Yaklaşık 12–15 bin kişilik bir kapasiteye sahip olduğu kabul edilir. Yapı, doğal yamaca yaslanan cavea düzeniyle Yunan tiyatro geleneğini yansıtırken; sahne binasının çok katlı ve heykellerle donatılmış cephesi Roma etkisini açık biçimde ortaya koyar. Perge Tiyatrosu’nun sahne cephesinde imparator heykelleri, mitolojik figürler ve yerel onur yazıtları yer almıştır. Bu durum, tiyatronun yalnızca bir eğlence mekânı değil; imparatorluk ideolojisinin sergilendiği bir temsil alanı olduğunu gösterir. Perge halkı, Pamfilya bölgesinin kozmopolit yapısını yansıtan çok kültürlü bir topluluktu; yerel Anadolu unsurları ile Helenistik ve Roma kültürü iç içe yaşamıştır.

Patara Tiyatrosu, Likya bölgesinin en önemli liman kentlerinden biri olan Patara’da yer alır. Günümüzde Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Gelemiş köyü yakınındadır. Patara, Likya Birliği’nin siyasal merkezlerinden biri olarak öne çıkmış, aynı zamanda önemli bir ticaret ve liman kenti olmuştur. Tiyatro, büyük ölçüde Roma döneminde, M.S. 2. yüzyılda inşa edilmiştir. Yaklaşık 6–7 bin kişilik kapasitesiyle Aspendos ve Perge’ye göre daha küçük ölçeklidir; ancak bulunduğu kentin nüfusu ve işlevi düşünüldüğünde oldukça anıtsal bir yapıdır. Cavea, doğal eğime yaslanır; bu yönüyle Yunan tiyatro geleneğinin etkisi belirgindir. Sahne binası Roma mimarisine uygun biçimde yükseltilmiş ve mimari bir cephe hâline getirilmiştir. Patara Tiyatrosu, liman kenti kimliği nedeniyle yalnızca yerel halkın değil, deniz yoluyla gelen tüccarların ve yabancı ziyaretçilerin de katıldığı gösterilere ev sahipliği yapmıştır. Bu durum, tiyatronun kentin “kamusal vitrini” gibi işlemesine neden olmuştur.

Bu üç tiyatroda yaşayan ve bu yapıları kullanan toplumlar, temelde Helenleşmiş Anadolu halkları ile Roma yurttaşlığına entegre olmuş yerel elitlerdir. Kent meclisleri, zengin bağışçılar (euergetes geleneği) ve imparatorluk yönetimi, tiyatroların inşasında ve onarımında önemli rol oynamıştır. Tiyatrolar, yalnızca sanat mekânları değil; kent kimliğinin sergilendiği, imparatora sadakatin gösterildiği, toplumsal hiyerarşinin oturma düzeniyle görünür kılındığı kamusal alanlardır. Örneğin, ön sıralar kentin ileri gelenlerine ayrılırken, üst sıralar halkın geniş kesimlerine bırakılmıştır.

Ebatlar ve ölçek açısından bakıldığında Aspendos, sahne binasının yüksekliği ve yapının bütünlüğüyle öne çıkar; Perge, heykellerle zenginleştirilmiş sahne cephesi ve büyük kent dokusu içindeki konumuyla dikkat çeker; Patara ise daha mütevazı ölçeğine rağmen bir liman kenti için temsil gücü yüksek bir yapı olarak değerlendirilir. Üçü de Roma döneminde, tiyatronun yalnızca dramatik gösterilerin değil; gladyatör dövüşleri, müzikli gösteriler ve resmi törenlerin yapıldığı çok işlevli bir kamusal mekâna dönüştüğünü gösterir.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir