Anasayfa / Kültürel Miras / Kars İç Kentsel Alanı: Kale, İnanç Yapıları ve Savaş Hafızasıyla Çok Katmanlı Bir Tarih Merkezi

Kars İç Kentsel Alanı: Kale, İnanç Yapıları ve Savaş Hafızasıyla Çok Katmanlı Bir Tarih Merkezi

Fotoğraf: Arkeolojisanat.com

Kars kent merkezinde yer alan tarihî iç kentsel alan, farklı dönemlere ait askeri, dini ve sivil yapıların aynı mekânsal bütünlük içinde bir arada bulunmasıyla Anadolu’daki en katmanlı şehir dokularından birini oluşturur. Urartu izlerinden Osmanlı’ya, Selçuklu’dan Rus hâkimiyeti dönemine kadar uzanan bu alan, Kars’ın sınır kenti olma kimliğini ve stratejik konumunu açık biçimde yansıtır. Kentin çekirdeğini oluşturan bu bölge, Arpaçay ve Kars Çayı havzasının sunduğu doğal savunma avantajlarıyla tarih boyunca yerleşim için tercih edilmiştir.

Kars Kalesi, kente hâkim bir tepe üzerinde konumlanır ve iç kentsel alanın en belirleyici siluet unsurudur. İlk olarak Urartu döneminde bir savunma noktası olarak kullanıldığı kabul edilmekle birlikte, günümüze ulaşan surların büyük bölümü 1153 yılında Saltuklu Meliki II. İzzeddin Saltuk tarafından inşa ettirilmiştir. Kale, Osmanlı döneminde özellikle III. Murad ve IV. Murad zamanlarında onarımlar görmüştür. Burçlar, sur duvarları ve iç yerleşim izleri, kalenin uzun süreli askerî kullanımını ortaya koyar. Kale, hem kenti savunma hem de çevreyi denetleme işleviyle yüzyıllar boyunca Kars’ın güvenlik merkezini oluşturmuştur.

Kalenin eteklerinde yer alan Taş Köprü, Kars Çayı üzerinde kurulmuş olup kentin tarihî ulaşım ağının önemli bir parçasıdır. Osmanlı döneminde, 1579 yılında inşa edildiği kabul edilen köprü, tek kemerli ve kesme taştan yapılmıştır. Köprü, kale ile kent içi yerleşimleri birbirine bağlamış; ticaret, askerî sevkiyat ve günlük ulaşım açısından merkezi bir rol üstlenmiştir. Yapı, sade mimarisiyle işlevselliği ön plana çıkaran klasik Osmanlı köprü anlayışını yansıtır.

Kent merkezindeki en dikkat çekici dini yapılardan biri olan 12 Havariler Kilisesi, Bagratlı Ermeni Krallığı döneminde, 10. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Dış cephede yer alan ve her biri bir havariyi temsil eden kabartmalar, yapıya adını vermiştir. Merkezi planlı ve kubbeli olarak tasarlanan yapı, Orta Çağ Ermeni mimarisinin karakteristik özelliklerini taşır. Kilise, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde farklı işlevler kazanmış; cami ve depo olarak kullanıldığı dönemler olmuştur. Günümüzde anıtsal niteliğiyle ayakta duran yapı, Kars’ın çok inançlı geçmişinin en somut örneklerinden biridir.

İslam dünyası açısından Kars’ın en önemli manevi merkezlerinden biri Ebu’l Hasan Harakani Türbesidir. Horasan erenlerinden olan Ebu’l Hasan Harakani, 11. yüzyılda Anadolu’nun İslamlaşma sürecinde önemli rol oynamış mutasavvıflardan biridir. 1033 yılında vefat eden Harakani’nin türbesi, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde çeşitli onarımlar görmüş; günümüzdeki yapı büyük ölçüde Osmanlı dönemine aittir. Türbe, yalnızca bir mezar yapısı değil, Anadolu tasavvuf geleneğinin erken dönem izlerini taşıyan önemli bir ziyaretgâh olarak kabul edilir.

Kars kent merkezinde yer alan Fethiye Camii, kentin tarihsel dönüşümünü en açık biçimde yansıtan yapılardan biridir. Yapı, 19. yüzyılın sonlarında, Rus hâkimiyeti döneminde Aleksandr Nevski Katedrali olarak inşa edilmiştir. Baltık mimarisi ve Rus-Ortodoks kilise mimarisinin özelliklerini taşıyan yapı, 1918 sonrası Osmanlı hâkimiyetiyle birlikte camiye dönüştürülmüş ve Fethiye Camii adını almıştır. Dış cephedeki kesme taş işçiliği ve iç mekândaki yüksek hacim, yapının özgün kilise mimarisini hâlen okunur kılar.

Kars’ın yakın tarihine ışık tutan Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi, Osmanlı-Rus savaşları ve özellikle I. Dünya Savaşı Kafkas Cephesine ilişkin belgeleri, objeleri ve görsel materyalleriyle öne çıkar. Müze, askerî üniformalar, silahlar, haritalar, fotoğraflar ve arşiv belgeleri aracılığıyla bölgenin savaş tarihini kronolojik bir bütünlük içinde sunar. Kars’ın cephe hattı üzerindeki konumu, müzede anlatılan tarihsel sürecin mekânla doğrudan ilişkilendirilmesine imkân tanır.

Bu yapılar bir arada değerlendirildiğinde, Kars iç kentsel alanı; askeri mimari, dini yapılar, köprüler ve müze yapılarıyla Orta Çağ’dan modern döneme uzanan çok katmanlı bir tarihsel peyzaj oluşturur. Farklı inanç sistemleri, imparatorluklar ve siyasi yapılar tarafından şekillendirilen bu alan, Kars’ın yalnızca bir sınır kenti değil, aynı zamanda kültürel ve tarihsel bir kavşak noktası olduğunu açık biçimde ortaya koyar.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir