
Zeugma Antik Kenti, Gaziantep ilinin Nizip ilçesine bağlı Belkıs köyü yakınlarında, Fırat Nehri’nin iki yakasında kurulmuş Hellenistik kökenli büyük bir yerleşimdir. Kent, M.Ö. yaklaşık 300 yılında Seleukos İmparatorluğu’nun kurucularından Seleukos I Nikator tarafından Seleucia adında bir sınır ve ticaret kenti olarak inşa edildi. Fırat üzerindeki geçiş noktası nedeniyle Roma dönemi kaynaklarında “köprü, geçit” anlamındaki adıyla, yani Zeugma olarak anıldı. Kent iki bölümden oluşuyordu: Batı yakasındaki Seleucia ve doğu yakasındaki Apamea; doğu yerleşim, Seleukos’un eşi Apame’nin adıyla ilişkilendirilir.
Zeugma, M.Ö. 64 civarında Roma hâkimiyetine girdi ve imparatorluğun doğu sınırında askerî, ticari ve lojistik önem kazandı. Kent, özellikle M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yoğun yapılaşma, villa inşası ve zengin mozaik üretimiyle en parlak dönemini yaşadı. Kent dokusu içinde Hellenistik ve Roma agoraları, iki kutsal alan, tiyatro, stadyum, lejyon üssü, hamam yapıları, konut mahalleleri, surlar ve geniş nekropoller bulunuyordu. Arkeolojik bulgular bu dönemde on binlerce kişilik bir nüfusa sahip olduğuna işaret eder.
M.S. 252–253 yıllarında kentte tahribat yaratan büyük bir saldırı yaşandığı, kazılarda ortaya çıkan yangın ve yıkım tabakalarından anlaşılır. Roma döneminden sonra siyasi ve ekonomik gücünü kademeli olarak kaybeden Zeugma, Orta Çağ’da önemini büyük ölçüde yitirdi. 20. yüzyılın sonunda Birecik Barajı’nın inşa süreci, kentin büyük kısmının su altında kalmasına yol açacağı için kapsamlı kurtarma kazılarını zorunlu kıldı. 2000 yılında başlatılan acil kazılar sırasında Türkiye Kültür Bakanlığı, Packard Humanities Institute ve çeşitli akademik ekipler tarafından yüzlerce metrekarelik mozaik, fresk, mimari parça, heykel ve ev kalıntısı belgelendi ve taşındı. Kentte kaçak kazılar nedeniyle zarar görmüş alanlar da tespit edildi; özellikle bazı mozaik panoların parçaları yıllar içinde yurt dışına çıkarılmış ve daha sonra iade süreçleri yaşanmıştır.
Zeugma’dan çıkarılan mozaikler arasında en tanınmış eser, yüz hatlarının güçlü ifadesiyle “Çingene Kızı” lakabıyla bilinen portre mozaiğidir. Bu mozaik, antik dünyadan günümüze ulaşan en etkileyici portre örneklerinden biri kabul edilir. Bunun yanında Achilles, Okeanos–Tethys, Dionysos, Orpheus gibi mitolojik sahneleri içeren panolar, evlerin tabanlarını kaplayan geniş kompozisyonlar ve figürlü–geometrik motifler Zeugma’nın sanat üretiminin zenginliğini gösterir.
Kurtarma kazılarının ardından eserlerin korunması için Gaziantep’te Zeugma Mozaik Müzesi inşa edildi. Eski TEKEL fabrikasının yerine kurulan yapı 9 Eylül 2011’de ziyarete açıldı ve açılış döneminde dünyanın en büyük mozaik müzelerinden biri olarak tanıtıldı. Müzenin koleksiyonunda yaklaşık 2.000 metrekareyi aşan mozaik alanı, yaklaşık 140 metrekare fresk, dört Roma çeşmesi, heykeller, sütunlar, lahitler ve kentin mimari öğeleri bulunmaktadır. Sergilenen parçalar, 2000 yılı kurtarma çalışmalarında çıkarılan ev komplekslerinin bütünlüklü rekonstrüksiyonunu da içerir. “Çingene Kızı” mozaiğinin eksik parçaları farklı yıllarda yürütülen uluslararası iade süreçleri sonucunda müzeye getirilmiş ve özel bir bölümde sergilenmektedir.
Zeugma’nın tarihi, Hellenistik kuruluştan Roma’nın bölgesel hâkimiyetine, yıkım dönemlerinden modern kurtarma çalışmalarına kadar belgelenmiş kesintili bir zaman çizgisi sunar. Bugün antik kentin önemli bir kısmı Birecik Barajı gölü altında kalsa da yapılan belgeler, taşınan yapılar ve müzede korunan mozaikler sayesinde Zeugma’nın sanatı, şehir planlaması ve sosyal yaşamı modern araştırmalar için erişilebilir durumdadır. Bu bütünlük, Zeugma’yı hem Yakın Doğu arkeolojisi hem de Roma dönemi mozaik sanatı açısından benzersiz bir referans noktasına dönüştürür.









